Perşembe - MUSTAFA KEMAL’İN KATLİ İÇİN 6 BİN ALTIN


bu yazıda;
M.Kemal ele geçirdiği parayı nerede kullandı?
Damat Ferit'e suikasti neden istemedi?
İngiliz-Türk-Kürt işbirliği;
MUSTAFA KEMAL’İN KATLİ İÇİN 6 BİN ALTIN
Ali galip Mustafa Kemal’e verdiği namus sözünü çiğreneyerek, bağımsız bir kürt hükümeti kurmak için İngiliz binbaşısı ünlü casus C.E Noel’i ve yine İngiliz himayesinde kurulmuş kürt teali cemiyeti temsilcilerini de yanına alarak, çevreden topladığı aşiret kuvvetleriyle Sivas’ı basıp Mustafa Kemal’i tutuklamak ve kongrenin toplanmasını önlemek için Malatya’ ya doğru yola çıkmıştı. Emekli subay Ali Galip, direnişin liderini öldürmek için İngiliz’lerden 6 bin altın almıştı. Daha sonra, Kılıç Ali başkanlığında yapılanibr baskında bu “suikast anlaşması” ve 6 bin altın ile makbuzu bulundu. Makbuzda şöyle yazıyordu;
Mustafa Kemal ve avenesinin yakalanıp katledilmesi karşılığı altı bin altın alınmıştır.
Senetin altında Ali Galip ile Malatya mutasarrıfı(mülki amiri) Hali Rami’nin imzaları vardı. 6 bin altın da biner liralır çıkın halinde ele geçirildi. Malatya’da ki bu baskının kahramanı Kılıç Ali,belge ve altınlarla Sivas’a Mustafa Kemal’in yanına döndü. Kılıç Ali, paşa’nın emriyle altın çıkınını Heyet-i Temsiliye kasasına teslim etti. Bu senet ulusal kurtuluş mücadelesinin adeta sermayesi olacaktı. Paşa bu paranın miktarını duyunca, gülerek şunları söyledi;
Bu çok büyük para, bizimkilere birden söyleme, yüreklerine iner.
Damat Ferit
DAMAT FERİT’E SUİKASTE HAYIR!
Kendisine suikast yapılması için her yol denenen Mustafa Kemal, hain Damat Ferit’e düzenlenecek suikaste izin vermeyecek kadar büyüktü. 1919’un 17 eylül’ünde arkadaşlarına durumu anlatan Mustafa Kemal şöyle diyordu;
“bir genç arkadaşımız, sadrazam Ferit Paşa’nın öldürülme teşebbüsü için benden onay istiyor. Bu adamın bir adalet divanında ihanetinin sabit olacağına hiç süphe yoktur. Büyük fenalıklarına devam ediyor ve elinden geldiği kadarda devam edecektir. Burası öyle fakat biz mahkeme değiliz, hakim de değiliz. Adaleti uygulama yeri ve yetkisinde de değiliz. Bunu da fert yapar kaldı ki bu adam, halen nazariyede bile olsa şeklen meşru durumda sadrazam, çünkü Padişah’ın güvenine sahip.. faaliyet halinde Meclis-i Mebusan yok ki, güvensizlik beyan etsin ve düşürsün. O halde onunla ancak, şimdilik onu oraya getireni ikna ederek, yarın da bu ülkede böyle sonuçlara meydan vermeyecek yolları kapayarak mücadele edebiliriz(…)
bu yolun dışındaki hiçbir tarz, ne vatana ne de sahiplerine hayır getirir anlaştık değil mi?
Sonra da düşüncenin sahibi gence dönerek; “sen ne dersin çocuk? Bir şaşkını kahraman veya kurban mı yapmak istiyorsun? Bırakın bu komitacı kafasını “ dedi.
Kaynak;Hulki Cevizoğlu- İşgal ve direniş/ Bugün ve 1919
|